Genel

Hayvanlarda Mülkiyet Hissi

Birçok hayvan yaşadıkları bölgenin sınırlarını çok iyi tayin ederler. Özellikle kedi bu bölgeye girenlere çok merhametsiz davranır.

Eğer mülkiyet kelimesine günlük hayatta verdiğimiz anlamı verir, yani arazi, han, apartman gibi birine ait olan ve sahibinin herhangi bir yabancıyı sokmamaya yetkili olduğu bir malı kastedersek hayvanlarda da mülkiyet hissi olduğunu açıkça söyleyebiliriz. Bu his hayvanlarda çok yaygın ve kuvvetlidir. Bu konuda evcil hayvanları bir kenara bırakmak gerekir çünkü onlar sahiplerini izlemiş ve onlardan birşeyler öğrenmiş veya sahipleri tarafından bu şekilde yetiştirilmiş olabilirler. Mesela ev köpeği evi bekler ve bunu sadece yetiştirilme ve terbiye ile değil soya çekim yoluyla öğrenmiş bulunmaktadır. Fakat ev köpeklerinin bir de kendi kulübeleri vardır ki bu onların tamamen şahsi köşeleridir ve onların buradaki tavırları bambaşkadır. Av köpekleri kulübelerine kendi bakıcılarından başkasının girmesini hoş karşılamazlar.
At, koşum arkadaşına çok düşkündür. O yanında olmazsa huysuzlanır ve değiştirildiği taktirde yenisine alışana kadar düzgün çalışmaz. Fakat eğer koşum arkadaşı onun özel meskenine girerse yani ahırda işgal ettiği köşeye gelirse, ısırılmak tehlikesini göze almalıdır.

Bir kedi kendi evini ve kendi bahçesinin sınırlarını çok iyi tayin eder ve bu sınırları aşan yabancı bir kediye karşı merhametsiz davranır. Tıpkı vahşi kabileler gibi yabancı kediyi kendi sahasının dışına kadar kovalar.
Büyük yırtıcıların içinde kaplan, toprağına en bağlı olan hayvandır. Elindeki mallar ihtiyacına fazla gelse de yine onlardan vazgeçmez ve herşeyde daima en büyük hisseyi kendine ayırır. Kendisi için ayırdığı toprak parçası, orman bölgesi veya vadiye başka hiç bir hayvanın girmesini, dolaşmasını istemez. Hele de buralarda başka bir hayvanın avlanması hiç istemediği bir harekettir. Kendi arazisinin mutlak sahibidir. Burasını ele geçirmek için belki önceki sahibini öldürmüştür. Ve daha kuvvetli bir başka kaplanın gelip onu öldüreceği güne kadar buranın tek sahibidir.
Mevsim rüzgarlarının esmeye başladığı ve ortalığın kuruduğu mevsimde bazı gezici kaplanların bu vadinin belli yerlerinde avlanmalarına belki göz yumar. Fakat vadinin sahibi oralarda dolaştığı zaman, öbürlerinin gözden kaybolması lazımdır ve sahip kaplan isterse öbürlerinin avlarından beğendiği bir parçayı alır. Vadi ona aittir, oradaki en ufak gürültüler dahi kulağından kaçmaz.

Bazı maymun türleri de ormanın bir bölgesini kendilerine ayırmışlardır. Başka maymunların bu sınırı aşması, tıpkı medeni milletlerde olduğu gibi bir harp hali yaratır. Barış zamanında görülen yeme, içme, gezinti ve oyun gibi bütün faaliyetler durur. Her erkek kendini savaşa hazırlar. Tavşanlarda da buna benzer haller görülür. Özellikle dişi tavşanlar doğurma mevsimlerinde yaşadıkları bölgeye başka tavşanların girmesini önlemek için tedbirlere başvururlar. Aynı hal köstebeklerde, misk kedilerinde ve yer sincaplarında da göze çarpar.

Bazen bu sınır tayin etme meseleleri başka sebeplere dayanır. Mesela yiyecek konusu yabancıların o bölgeye sokulmamalarını gerektirir. Sincaplar yiyecek sakladıkları bölgeleri yabancılara karşı şiddetle savunurlar. Fakat işin en eğlenceli tarafı bu sincapların bu kadar titizlikle korudukları gıda ambarlarını kışın açınca içini bomboş bulmalarıdır. Çünkü sincap sincaptan akıllıdır.
Derebeyi hayvanlardan bahsederken kartalı unutmamak lazımdır. Bir kartal çifti geniş bir bölgede baş başa yaşar. Kartalın, hakim olduğu vadide tek veya çift olarak saatlerce uçtuğu , etrafı kolaçan ettiği görülür.

Peki bu his kartalda vardır da, küçük kuşlarda yok mudur? Mesela saka kuşu, serçe, tarla kuşu, iskete?…Bir de bakarsınız, Haziran başlarında o güne kadar oralarda görmediğiniz küçük bir kuş çırpınmakta, gidip gelmekte ve telaş halindedir. Kendisine ya bir ağacı, ya bir saçak altını ya da bir pencere kenarını seçmiştir ve hep o noktada uçmaktadır. Öttüğünü, şakıdığını, haykırdığını, cıvıldadığını duyarız. Bunu ya bir aşk şarkısı ya da bir sevinç ve neşe belirtisi sanarız. Bunun bir harp şarkısı bir tehdit veya bir meydan okuyuş olduğu aklımızdan bile geçmez. İşte bu kuş da kendi köşesinin sahibidir ve başka hiçbir kuş onu buradan ayıramaz. Esasen bir yere bağlanmak kuşa kuvvet verir.

Küçük bir kedinin kendi evinin kapısının önünde koca koca sokak köpeklerine meydan okuması da aynı şey değil midir? Ev kedinindir ve hayvan kuvvetini bu gerçekten almaktadır. Sözün kısası, bu davada kedi haklı olarak mücadele etmekte, köpek ise kendini haksız hissederek mücadeleyi kabul etmekte ve her zaman yenilmektedir. Haklı olmak, insana ve hayvana en kuvvetli manevi desteği sağlar.
Erkek iskete kuşu bazen misafir olarak öbür isketeleri kabul eder. Fakat bunların dişi olması lazımdır. Aksi halde misafirler için ölüm tehlikesi vardır.

Yorum Yaz